Reklam
Bugun...
2016 HOŞ GELMEDİ AMA HOŞ GEÇMESİ DİLEĞİYLE


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

2016 hoş gelmedi.

Pek çok ilçede Yüz binlerce insanımızın bu kar kış koşullarında günlerdir sokağa çıkamadığı, aç susuz evlerinde mahsur kaldıkları, öldürülen çocuk hatta bebeklerin günlerce gömülemediği bir dehşet tablosuyla giriyoruz yeni yıla. Hayattan, yaşamdan, mutluluktan payımıza düşen on binlerce askerle, tanklarla, toplarla sürdürülen büyük askeri operasyonlarla gelen ölümler oluyor. İşin başka bir trajedik boyutu da Türkiye’nin tüm toplumsal kesimlerini bir araya getiren, üzerinde anlaşabildikleri tek konu, başka bir deyişle milli mutabakata vardıkları tek husus Kürtlere düşmanlıkla, bize yaşattıkları bu dehşet tablosudur.

Ne kadar inkar edilse de, biz biliyoruz ki, şu anda yaşananlar siyasi iktidarın bilinçli bir tercihiyle gerçekleşti. 30 yıldır süren bir savaşı sonlandırmak için sürdürülen çözüm süreci, geçen yıl kobani süreciyle daha doğrusu kobani sürecinde siyasi iktidarın Kürt karşıtı tutumuyla, siyasi çözümün rafa kaldırıldığı bir sürece evrildi. Son günlerde yaşanan çatışmalarla ilgili çok sayıda HDP’siz, tek taraflı katılımcılarla gerçekleştirilen açık oturumlar var.

Hepsi de vicdanları körelmiş, işin müsebbibini, nedenini yani sebep ve sonuçlarını realist bir bakış açısıyla görmeden, R.T. nin yazdığı senaryoya uygun bir şekilde meseleye tek boyutlu, yanlı, bir tutumla yaklaşıyor, yapılanları onaylıyor. Yani bu dehşet tablosunun müsebbiplerinden yana tutum alıyorlar. Birbirine düşman olan tüm kesimler AKP, MHP, CHP, BARO, MEDYA; PERİNÇEK hepsi Kürt düşmanlığı milli mutabakatın da birleşmiş durumda.

Türkiye de her tür siyasi emellere, hatta menfaatlere ulaşmanın yolu Kürt Düşmanlığından geçiyor. Mafya babalarının Kürtlere ölüm nutukları atmaları boşuna değil. Bakın kamuoyu ve CHP R.T. nin sözde başkanlık özde ise diktatörlük talebini bile konuşuyor duruma geldi.

Karşıtları bir araya getiren çimento ise Kürt Düşmanlığıdır. İçte diktatörlük hesapları yapan Sultan. Dışta da Suni, radikal şeriatçı yapılara destek veriyor.

Suudi ve Katarla ilişkilerini geliştiriyor. İslam coğrafyasında bile demokratik oluşumlardan yana değil, Müslümanları kutuplaştıran Şii, suni kamplaşmasında Suni Suudi ve Katarla birlikte hareket ediyor. Hesaplarının ikinci safhasında da Halifelik olsa gerek.

Kim bilir belki son Suudi gezisinin bir nedeni de budur.

Fakat bu konuda o da Yavuz Sultan Selim gibi bir problemle karşılaşabilir. Halifelik için peygamber soyundan gelmek gibi.

Yavuz olayında o sorunu; Kürt İdris-i bitlisi yaptığı bir uydurma secereyle (soyağacı) çözmüştü. Bu konuda da sanırım Kürt Mehmet Metiner ona yardımcı olabilir. Gerçi Gürcüleri peygamberlerle ilişkilendirmek kolay değil ama. O konuda Metiner oldukça mahirdir bir yolunu bulur. Bir yetersizlikte de, Miroğlu’ndan yardım alabilir.

Bir düşünsenize öyle bir sistemi; Halife Allahın dünyada ki temsilcisidir. Hatta haşa onun gölgesidir. Kim karşı gelirse katli helaldir. Dolayısıyla muhalefet yok, hukuk kendisi, tek başına otorite, astığı astık, kestiği kestik. İmkanı parası olan erkekler içinde harika bir şey.

Çok sayıda kadınla evlilik, bu yetmezse Suudi prensleri gibi Singapur'dan, Filipinlerden getirilen cariyeler yani hem bu dünyada, hem öbür dünyada cennet.

Kim ki yanlış yapar muhalefet eder, yada bir suç işlerse kısa yoldan idam.

Yada adi bir hırsızsa el ayak kesilir.

Tabi burada el ve ayağın çapraz kesilmesine de dikkat edilecek mutlaka. Tüm bu infazlar Suudi Arabistan da törenlerle yapılır.

Türkiye de de Ankara Hipodromu bu işe elverişlidir. Türbinlerde izleyiciler, kara giysileri içinde elinde kılıcıyla mahkümün etrafında raks eden cellât ve boynunun vurulmasını bekleyen suçlu.

Türbinlerdekilerin tezahüratlarıyla kesilen keleler. İyi yoldayız, iyi seneler



Bu yazı 1134 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 9 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI