Reklam
Bugun...
ASKERİ OPERASYONLARLA KÜRTLERDEN 7 HAZİRANIN İNTİKAMI ALINMAK İSTENİYOR


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

Türkiye günlerdir tüm içeriği 2 satır olan bir meseleyi konuşuyor geçici hükümet. Seçimden sonra hükümet kurma sürecinin başlamasından itibaren 45 gün içinde hükümet kurulamazsa, cumhurbaşkanı 90 gün içinde yeniden seçim kararı alabilir. Kurulacak olan geçici seçim hükümetinde tüm partiler aldıkları oya göre temsil edilirler. Geçici hükümette yer almayanların yerine bağımsız kişiler seçilir. Günlerdir onlarca programda saatlerce üzerinde tartışılan konu bu. 
Oysa bu netice daha 8 Haziran 2015 te netleşmişti. Kılıçtaroğlu hariç herkes AKP nin iktidarı kimseyle paylaşamayacağını biliyordu. Cumhurbaşkanı seçimden hemen sonra HDP’yi bölücü terörist sandalyesine oturttu ve sırtını terör örgütüne dayayarak bu neticeyi aldılar demeye başladı. Çünkü AKP’yi iktidardan düşüren ve kendisinin de elde Kuranı kerim köy köy dolaşmasına rağmen seçimi HDP’nin barajı aşmasıyla kaybetmişti. Şüphesiz arzuladığı sonuç alınsaydı, HDP’ye asla bu sözleri söylemiyecekti. Olayı milli iradenin gereği olarak gördüğünü söyleyecekti. Ama böyle yapmadı. Seçim sonuçlarını hazmedemedi. Milli iradenin kararına karşı bir duruşla 6 milyon oy almış bir partiye karşı savaş açtı. Ve o andan itibaren barış sürecini provoke etme çabasına girdi. Ve ne yazık ki bir dizi olay ve eylemle bu süreci provoke etmeyi başardı. 
Bir aydır yüzlerce sivil, asker,polis, gerila ve çocukların hayatına mal olan bir savaş başlattı. Yalnızca, Son 24 saatte cizre’de 5, gever(Yüksekova) 5, Silopi de 1 ve bazid’de 1 olmak üzere toplam 14 sivil insanın öldüğü gerçek bir katliam operasyonu yapılmaktadır. Bölge cayır cayır yanmakta ama Türkiye’nin gündemi günlerdir 2 satırlık bir anayasal sürece endekslenmiş durumda. Dün öldürülenlerden ikisi çocuktu, bunlardan biri olan Baran henüz 7 yaşındaydı. Sorun Kürtler olunca bu ülkede herkes susar. Hiçbir haber değeri olmayan meselelere günlerce tartışılır ama bu ölümler bu orman yangınları, haksız tutuklanmalar görülmez konuşulmaz. 

Yani mesele Kürtler olunca, demokratlar, çevreciler, siyasiler herkes susar. 
Türkiye bir adamın diktatörlük emelleri uğruna hızla Suriye’lileşmektedir. Şehirler ordu tarafından ağır silahlarla taranmakta, siviller öldürülmekte, insanlar tutuklanmakta ve bölgeden Irak Kürdistan Federe devletine sığınmalar artmaktadır. Şu an Şemzinan’dan (Şemdinli) yüzlerce aile ırak kürdistanına sığınmış durumda. Kürtler AKP ye oy vermedikleri için cezalandırılmaktadırlar. 
Hatırlarsanız, Erdoğan Suriye’nin Humus kentindeki suni ayaklanmasında, ayaklanmacılara karşı güç kullanan Esed’i ağır bir dille eleştirmişti. Şiddet yerine demokratik açılımı esas almalıdır diye. Ve o çıkış Esed’e karşı bir düşmanlığa dönüşmüş Türkiye Esed karşıtı güçlere her tür yardımı yapmıştı. Bugünkü çapulcu ve tecavüzcü insanlık düşmanı İŞİD’e o destek ve yardımlarla palazlandı büyüdü. 
Şimdi o günün Esed’inin yaptığının aynısını yapıyor Erdoğan. Demokratik bir sonuca karşı güç kullanıyor. Devlet terörüne başvuruyor. Kürt halkına baş eğdirmeyle, sindirme ve terörle HDP’yi baraj altında bırakmayı düşünüyor. Türkiye artık perlementer demokratik sistemle değil. Bir mutlak monarsiyle yönetilmektedir. Bu gün ölenler Kürtlerdir, yakılan yerlerde Kürtlerin yaşadığı coğrafyadır diyerek şoven ırkçı yapıları nedeniyle bu vahşete ses çıkarmayanlar yarın birlikte yaşama koşul ve imkanının kalmadığını gördüklerinde şaşırmasınlar. Aslında Kürtlerle devlet arasındaki bağ gittikçe zayıflıyor. Kürt milletvekilleri işgal edilen, şiddet uygulanan Kürt yerleşim birimlerine alınmıyorlar. Günlerce uygulanan baskı şiddet gözlerden uzak ve gizlice gerçekleştiriliyor. CHP bu konuda en ufak bir kaygı duymuyor. Kınamakla geçiştiriyor. Oysa olay Türkiye’yi gerçek anlamda bölünmeye götürecek önemdedir. Türkiye hızla saray tarafından Suriyelileşmektedir. Yüreğimiz, canımız yanıyor. Bu vahşete karşı daha güçlü bir duruş gerekmektedir. Bu operasyon gerçek anlamda Kürt halkına karşı sürdürülen savaştan başka bir anlama gelmiyor. 

Yapılması gerekende insanım diyen, haksızlığa, zulme, baskıya karşı olan barıştan, eşitlik ve kardeşlikten yana herkesin birlikte omuz omuza mücadele etmesini zorunlu kılmaktadır. Öyle evde oturarak değil. Kınıyorum, kınadımla değil, daha etkili eylemliliklerle mesela yüksekovaya, cizreye, silopiye milyonlarca kişiyle giderek bu operasyonlara karşı koymak gibi eylemliliklerle karşı çıkılmalıdır. Bu bir insani görevdir.



Bu yazı 1111 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



5 + 2 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI