Reklam
Bugun...
BAYRAM VE GERÇEKLER


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

 BAYRAM VE GERÇEKLER  Bayramlar; hep barışın, kardeşliğin, sağlık ve mutluluğun temenni  edildiği günlerdir. Bende tüm olumsuzluklara rağmen herkese mutlu bayramlar temennisinde bulunuyorum. Halkımıza ve yaşadığımız coğrafyaya huzur barış ve kardeşlik getirmesi dilediğiyle herkesin bayramını kutluyorum.    Bu temenniden sonra yaşananlara kısaca dikkatinizi çekmek istiyorum. 
 Gaze de yaşananlar gösteriyor ki,  olaylara yaklaşımda ülkelerin menfaatleri önemli. Tavırlarını belirlemede en büyük etken menfaatleri oluyor. Menfaatleri dindaşlık hassasiyetlerinden daha önemlidir. Gazel’de yaşananlara kaç Müslüman ülkeden tepki var.          IŞID Bu coğrafya da bir vahşet düzeni kurmaya çalışıyor. Bölge ve dünyayı bekleyen en büyük tehlike bu. Kendisi gibi düşünmeyenleri öldürerek yâda göçe zorlayarak binlerce yıllık yerlerinden yurtlarından koparmasına mı yanarsın? Kadınları sünnette zorlamasına mı? Yada insanlık ve bölge yada İslam tarihinin önemli eserlerini havaya uçurmasına mı? Yâda hiç hakkı olmadığı halde bu coğrafya da yaşayan halkları zorla kendilerine biat etmeye çalışmasına mı yanarsın?  Oysa bu haksız ve vahşet dayatmalarını hiçbir kitaba yada hukuka sığdırmak mümkün değil. Hepimizde biliyoruz ki;  Müslüman değil diye birilerini öldüremez yada süremezsin. Herhangi bir Coğrafya da yaşayanları istemedikleri bir yaşama yada güce biat etmeye zorlayamazsın. Sana biat etmiyorlar diye kafa kol kesip taşlayarak yada asarak öldüremezsin. Bu ciddi bir insanlık sorunudur.

 Bu coğrafya yaşanan bu vahşete ve mevcut monarşik ve teokratik rejimlere müdahale edilmez demokratik ve hakça bir yaklaşımla yeniden bir yapılanmaya, dizayna gidilmezse bölge cehenneme dönecek. Bence Suriye sorunun böyle bir zemine kaymasında ABD nin Obama yönetiminin büyük suçu var. Olaya müdahil olmayarak bu alanda Işıd gibi zebanilerin zemin bulmasını sağladı. Türkiye de Esed gitsin ne olursa olsun anlayışı ile yaklaştı olaya. Ama bu canavar amacına ulaşırsa bundan Türkiye de, ABD de, dünyada büyük sıkıntı ve zarar görecek. Doğru olan Esed’in de gitmesi bu coğrafyanın etnik, yerine göre dini ve mezhebi yada coğrafi farklılık ve halkların tercihi yani birlikte yada ayrı yaşama iradelerinin esas alınarak yeniden bir statünün oluşturulmasıdır.  Mevcut statü bu hasiyetlere göre oluşturulmamıştı. Suudi Arabistan Suudi ailesi, Irak ve Ürdün’ün başına iki kardeşin getirilmesi ile, diğer irili ufaklı ülke ve emirlikler de yine başlarına birer Şeyh, daha doğrusu  her petrol kuyusunun başına bir Şeyh getirilerek oluşturuldu. Yani bu statü de aileler ve güç odakları var. Halklar ve hakları yok. Bu statünün en büyük mağduru da Kürtler oldu. İsrail in katliamlarını kınıyorum. Ama biz; dünyanın en mazlum halkıyız. Popülizm yapacak yâda romantik takılacak halimiz yok, hatta ideolojik davranmamız bile yanlış. Realist ve pragmatik davranma mecburiyetimiz var.  Amerika bile bölgede tam bir vahşet yaşanıyorken olup bitene kayıtsız kalıp kılını kıpırdatmıyorsa, bizim dünyayı kurtarmaya soyunmamız büyük bir hatta ve telefi edilmez sonuçlara yol açar.  Hepimiz de biliyoruz ki;  4 parçada da yaşadıklarımızın yani bize reva görülülenlerin filistinden geri kalır bir tarafı yok. Şu an dünyada BM lere üye 17 devletin toplam nüfusu Kerkük’ten az, Yüzölçümü de Kerkük kadardır. Hala insandan sayılmıyor dilimiz ve varlığımız inkar ediliyor. Güneyde ve Rojava da bir statü edinme savaşımız bastırılmaya çalışılıyor. Kısacası kendi sorunumuz varken başkaları için daha çok dövünmemiz yanlıştır. Ülkeleri 4 e bölünen Kürtlerdir. Bu realiteye uygun bir dizayn sorunu çözer. Güncel önemli bir meselede 10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimidir.  

 ADAYIMIZ SELAHATTİN DEMİRTAŞ   Kürtler,  inkardan mustarip tüm etnisiiter  ve tüm inanç grupları, sosyalistler, demokratlar, emekçiler, liberaller, aydınlar yani toplumun eksiksiz bir demokrasiye,  insan haklarına, evrensel hukuk normlarına  kavuşmasından  yana   tüm katmanları  işte cumhurbaşkanı  adayınız Selahattin Demirtaş.  Toplumsal ve sosyal barışını tesis etmiş bir ülke, çağdaş dünyayla entegre ve eksiksiz bir demokrasi için adayınız Selahattin Demirtaş. 
   Çünkü O,  genç, demokrat, yurtsever kimliğinin yanı sıra bu ülkedeki sorunların içinde büyümüş, sorunlarla boğuşmuş,  hukuksuzluklara,  insan hakları ihlallerine, faili meçhullere tanıklık etmiş bu kavgada mazlumdan yana mağdurdan yana bir tutumla mücadele etmiş bir insan hakları savunucusu ve hukuk adamı.  Yani 30 yılda yaşanan tüm büyük trajedilere tanıklık etmiş, bazen sanığı olmuş, bazen tanığı, bazen de avukatlığını yapmış bir aktivist. Sürgün, red ve inkar politikalarıyla yok edilmeye çalışılan Kürt halkının yiğit bir neferi olarak halkının özgürlük mücadelesinin içinde,  çoğu zaman da başında yer almış bir lider kişilik O.  Yani ülke ve dolayısıyla bölge sorunlarına vakıf, çözümü için çaba sahibi,  bilen, güvenilir, cesur, demokrat, aydın ve yurtsever.     Karşında Türkiye de 11 yıldır iktidarda olan Erdoğan ve muhalefettin adayı Ekmelletin var.  Erdoğan’ı herkes tanıyor.  Peki ya uzun bir süre ve kılı kırk yaran bir süreçten sonra aday gösterilen Ekmellettin;  Erdoğan a karşı düşünülen  evsafta, vasıfta  bir aday mı?

     CHP, MHP; BBP, BTP, DSP ve irili ufaklı bazı diğer partilerin adayı. Yani tüm statükocu güçlerin adayı. Tüm değişime, demokratikleşmeye karşı olan despotik ve tekçi devlet anlayışından yana olanların adayı.  Ortak paydaları statükoyu korumak Türkiye’yi 1920 lerin anlayışında tutmak yada o anlayışa  çekmek isteyenlerin adayı.  Kılıçtaroğlu birlik ve beraberlikten statükocu anlayışların birlikteliğini anlıyor.  Hep söylerim. Onu dinlerken ortaokulda ki yurttaşlık bilgisi dersi aklıma geliyor. O yıllarda tamamen militarist bir eğitim anlayışı ile kutsal devlet ve onu temsil eden her şeyin üstünde devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü temsil eden Cumhurbaşkanı.  Ki bunlarda hep emekli genelkurmay başkanları olurlardı.  Cemal Gürsel ‘ler, Cevdet Sunay’lar, fahri  Korutürk’ler ve onlardan  öncekiler   M. Kemal  ve İsmet İnönü hepsi asker. Cevdet Sunay’ı ve özellikle de Fahri Korutürk dönemini iyi biliyorum. Tek işleri gittikleri yerlerde 21 top atışıyla karşılanmaları ve halkı üstü açık arabadan ellerindeki fötr şapkalarıyla selamlamaları,  bazı askeri tatbikatlara katılmaları, bayramlarda kutlama mesajları yayınlamalarıyla bilinirlerdi.  Milliter anlayış yalnızca Cumhurbaşkanı seçiminde görünen bir kriter değildi.  Ortaokullarda ve liselerde bizim kıyafetlerimize, eğitimimize ve davranışlarımıza da esas teşkil ederdi.  Bu anlayış tüm dünyada terk edildiği halde, Türkiye ve çoğu 3. Dünya ülkesisin de örneğin; Irak ve Suriye Bas rejimleri gibi rejimler bu anlayışı bu yüzyılla kadar taşıdılar.  Kılıçtaroğlu ve partisi  CHP ne yazık ki hala o yıllarda yaşıyor. CHP ve Kılıçtaroğlu; İlericilik, devrimcilik  ve çağdaşlıktan 1920 lerin anlayışı olan bu faşizan ve tekçi anlayışı anlıyor  Adaylarının tek özelliği gericiliğinin yanı sıra,, sağlam bir statükocu olması. Bu 10 partinin  ortak paydası Kürtlere ve farklılıklara karşıtlık, evrensel ve çağdaş değerlere karşıtlıktır. Yani 1920 lerin otoriter baskıcı anlayışını sahiplenmektir. Kendine devrimci demokrat  diyen herkesin gerçekten CHP gemisini terk etme zamanıdır.
      Hala CHP nin bu misyonunu görmezden gelenler var ne yazık ki, Her seferinde iktidara  sen değilmisin Oslo da teröristle görüşen diyen,  Habur’u  ihanet gören, Sayın Öcalan’la görüşüyor diye Hükümeti sıkıştıran CHP değil mi ? Kürt halkının katilleri ve darbe tertipçilerine arka çıkan CHP değil mi?   Anayasa’nın faşizan değiştirilemez ilk üç maddesinin değiştirilmemesinde ısrar edip demokratik bir Anayasa ‘nın oluşumunu engelleyen CHP değil mi?  Hem bunları yapıp hem arada bir Roboskiden dem vuruyor diye bu niteliğini görmezden gelmek ne kadar doğrudur.  Tüm bu olumsuzluklarını bu tür samimiyetsiz davranışlarıyla örtmeye çalışan yani hem nalına hem mıhına vuran CHP ye hala umut bağlamak kendini kandırmaktan başka bir anlam taşır mı? 



     Ekmelettin  işe  statükocuların tarzıyla başladı, Anıtkabir ziyareti, CHP tabanını tatmin için İnönü’nün kabrine de çelenk bıraktı. Dün Yozgat’ta bu gün Bektaşiler için önemli olan Hacıbektaş’ta,  birileri için bu ziyaretler birlik beraberliği sembolize edebilir ama bizler için asla. Kalksın Orta doğu, Kürt sorunu,  Avrupa birliği, demokrasi konusunda düşünce açıklasın. Bu ve benzeri konulardaki görüş ve düşünceleri ile yapacakları önemli benim için.  Gerici, tekçi, Türkçü, statükocu bir aday mı ? yoksa evrensel hukuk normlarına ve değerlerine bağlı,  Kürt halkı ile diğer etnik ve inanç gruplarının haklarının verilmesini hatta Kürtlerin kadar tayin hakkını kabul eden bir cumhurbaşkanı mı olacak bir aydın olarak beni ilgilendiren yönü bu.  Demokratik çağdaş değerlere bağlı,  halkların eşitliği ve kardeşliğini esas alan bir devlet dizaynını düşünüyorsa buyursun açıklasın. 

            İşte ikisinde de olmayan perspektif ve düşünce Sayın Selahattin Demirtaş’ta var. O çağdaş, demokrat,  Tüm etnik ve inanç sorunları ile sosyal ve siyasal sorunlarını çözmüş Halkların eşitliği ve kardeşliğini esas alan emekten ve eşitlikten yana bir Türkiye yaratma çabasında olacak. O böyle bir duruşun sahibi. Bu bir tespit değil onun yaşam pratiği bunun canlı kanıtı.  Tüm emekçiler, işçiler –köylüler, sosyalistler, demokratlar, ilericiler Türkiye’nin Müreffeh ve çağdaş bir ülke olmasını isteyenler, barıştan ve özgür bir ülke ve dünyadan yana olanlar Selahattin Demirtaş’ ta birleşelim. Kardeşsek sosyal şoven yaklaşımları bir tarafa bırakalım liyakati ve taleplerimize cevap olmayı önceleyelim.  Çağdaş bir Türkiye, çağdaş bir Ortadoğu ve yaşanır bir dünya için Doğru tercih SELAHATTİN   DEMİRTAŞ    HEPİNİZİE İYİ BAYRAMLAR


Bu yazı 887 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



1 + 4 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI