Reklam
Bugun...
KARDEŞ GEREK DÜZ GEREK


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

Numan Kurtulmuş’u dinledim.

“Suni-Alevinin, Kürt-Türkün kaderidir” diyor.

Bu söz binlerce yıllık orta doğu halklarının ve çeşitli inanç ve mezhep farklılıklarının bir arada yaşama ve yüzlerce yıllık ortak yaşam hukukuna vurgu yapmak anlamında önemlidir. Ama bu sözleri kullanan kişi veya partinin veya zihniyetin pratiği de bu yaklaşımı doğruluyor mu? Önemli olan odur.

T.C. yıllarca Suriye, Irak ve İran’la Kürt karşıtlığı temelinde dostane ilişkiler kurdu. Yani onlarla ilişkilerinde belirleyici olan o ülkelerin Kürtlere düşmanca yaklaşımları oldu. Kürtleri eziyor, demokratik taleplerini kanla bastırıp, Kürtleri inkar ediyorsa dost ve kardeş ülkeydi.

Kürtlerin en küçük demokratik taleplerini karşıladı mı ilişkiler zedeleniyor hata “Mele Mıstafa Barzani ile Irak Bass rejimi arasındaki otonomi anlaşması gibi” müdahale ediyordu. Şimdi bu ırkçı, faşizan, Türkçü, kısacası kürde karşı ve kürdü yok sayan yaklaşıma yeni bir unsur daha eklendi. O da; AK Parti iktidarıyla T.C. nin ırkçı, Kürt karşıtı niteliğine bir de mezhepçi yaklaşım eklendi.

Yani şimdi T.C yalnızca Türk ırkçı bir devlet anlayışına sahip değil, aynı zamanda Sunni mezhebci bir devlet anlayışına da sahiptir. Yani Türkiye’de Türkçü, tekçi ve Hanefi mezhebini resmi mezhep kabul eden bir devlet, Irak ve Suriye de ise, Sünni selefi gerici bir rejiminden yana.

Irak merkezi yönetimine Şiidir diye karşıdır. Suriye rejimine her ne kadar “diktatördür” diye karşı çıkıyorsa da, asıl neden Arap Aleviliği olan, Nusayrilerin egemen olduğu bir diktatörlüktür diye karşıdır.

Eğer öyle olmazsa, yani gerçek neden diktatörlüğe karşıtlık olsa, bu rejime karşı demokratik talepleri olan, demokratik bir anlayışa sahip yani; herkesin kendini ifade edebildiği, insan haklarına ve evrensel hukuka saygılı, halkların ve değişik inanç gruplarının özgürlüğünü, eşitliğini esas alan bir toplumsal muhalefetin oluşumuna destek verirdi. Ama Suudi gericileri ve Katarla birlikte Nusayrilerin diktatörlüğünü yıkıp, yerine suni İslamcı bir rejimi gerçekleştirecek radikal selefi İslam barbarlarını destekledi.

Ayrıca şu an Suriye de; Suriye’nin bütünlüğü içinde; demokratik, çoğulcu, halkların eşitliği ve kardeşliğine dayanan, mezhep ve değişik inanç guruplarına karşı bir tutumu olmayan, Suriye’de ki değişik etnik ve inanç guruplarının özerkliğini amaçlayan, en önemli siyasi güç PYD’dir. PYD’nin ise, en büyük düşmanı İŞİD yani DAİŞ ve AK partidir.

Yani AKP hem devletin Kürt karşıtı ideolojisi ve tutumunu sürdürüyor. Hem de, Irak ve Suriye’de suni İslamcı bir teokratik sistemin oluşması için çaba sarf ediyor. Ama bunu yaparken kullandığı argümanlar ile pratiği çok farklı. Numan beyin söylediği gibi Kürt-Türk’ün kaderi ise, daha doğrusu bu söylemde samimiyet varsa; 7 Haziran’dan sonra Akp’nin yeniden iktidara gelmesi için ve bir başka yönü de Suriye’de muhtemel bir Kürt kazanımının önüne geçmek için çözüm süreci bozulmazdı.

Kürtlerin gözünün içine baka baka Suriye’de İŞİD yamyamlarına karşı kendi özgürlük, vatan ve namusları için savaşan ve sonuç alan, suriye’e İŞİD’i yenen tek güç PYD ve dolayısıyla Kürtlere düşmanlık edilmezdi. Sormak gerekiyor; Diyarbakır’ın en önemli tarihi semti Sur’da ve Nusaybin, Silvan, Cizre, Yüksekova, Derik, Şırnak, Silopi, derik ve daha pek çok birimde ayardır susuz, elektriksiz,ekmeksiz bırakarak kuşattığınız helikopterlerle, tanklarla, ağır silahlarla rastgele tarayıp, sokağa çıktı diye bebekleri, hasta yaşlı insanları öldürmeniz de bu kardeşlik hukukunun gereğimi acaba? Bu nasıl kardeşlik yaptıklarınız düşmanca. Bu düşmanca tutumunuzla kardeşlik, kaderdaşlık söylemini nasıl bağdaştırıyorsunuz.

Hala Bu ucuz sözlere kanacak Kürt arıyorsanız inanınız ki yanılıyorsunuz. O uyu uyu yat uyu dönemi bitti. Kürtlerde tilki ile yılanın kardeşliğini konu alan bir fıkra var. Fıkrada yılan kardeşi tilkiyi haince sokup yemek için kıvırıp dururken, tilki tehlikeyi sezer ve bir darbeyle yılanı etkisiz hala getirir.

Yediği darbeyle hareketsiz kalan yılan güçlükle ne oldu kardeş, hani kardeştik der. Bunun üzerine tilki, yılanın kuyruğundan tutup onu dümdüz bir şekle getirir ve “kardeş gerek düz gerek aynen böyle” der.

Evet, Ya düşmanca bir pratiğiniz olmasın ya da bu kardeşlik, kaderdaşlık yalanlarını bırakın. Yani ya gerçek dost, kaderdaş olalım ya da temenni etmiyoruz ama bu düşmanca tavrınıza uygun olsun söylemleriniz.



Bu yazı 973 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



6 + 8 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI