Reklam
Bugun...
SAVAŞA KARŞI TUTUM ALALIM ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

7 haziran’dan hemen sonra yani Ak partinin tek başına iktidar olmaması kesinleşince, Ak parti başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan yaptığı ilk açıklamada “HDP bundan sonra sürecin ancak filmini yapar “ diyerek çözüm sürecini bozduklarını açıkladı.

Dünyanın hiçbir demokrasisin de böyle bir açıklama olmaz. Bu açıklama, mademki Sen barajı aşarak benim iktidara gelmeme engel oldun. O halde bende bu 2 yılıdır sürdürülen çözüm sürecini bitirdim demekti. Ve sonrasında yapılan tüm açıklamalarla HDP’ye saldırıları sürdü.

Bu durum kendilerinin yıllarca dillerinden düşürmedikleri milli irade gereği oluşan tabloyu tanımamaktır. Bu konuda varlığı Kürt düşmanlığına endeksli MHP de destek vermek bir yana 6 milyonun üzerinde oy almış bir partiyi yok sayarak, çözüm sürecinin bir hata olduğunun kabulü ve kandilin yerle bir edilmesi gerektiğini söyleyerek güç verdi.

Ve bu tavırları bu konudaki polemikler sürürken Suruç katliamı oldu.

Bu katliamı Ceylanpınar’daki iki polisin öldürülmesi izledi ki bu bana göre bir provokasyondu.

Çünkü o da AKP’nin savaşı başlatma ve terörize etme niyetine önemli bir alt yapı oluşturdu.

Biz bu filmi bu ülkede defalarca izledik.

Ve hemen havadan medya savunma alanlarına yani kandil ve diğer PKK kamplarına hava operasyonları başladı.

Bu saldırıları neyle izah etmeye çalışırlarsa çalışsınlar. Hepimiz biliyoruz ki, kesinlikle neden seçim sonuçları ile HDP ve Kürtlerden intikam alma ve tekrarını düşündükleri seçimlerde de bölge de oluşturacakları terör ortamını bahane ederek, seçimlerde seçime müdahale edebilecekleri bazı anti-demokratik yöntemlere zemin hazırlama ile oluşturacakları korku ve baskı ortamıyla HDP’yi baraj altında bırakmak.

Yine temel sorumlusu oldukları savaşla batı illerine giden tabutlarla da HDP’nin batı illerinde aldıkları oyları aşağıya çekme gibi pir plandır uygulanan.

Bu planın bir başka getirisi daha olacak AKP’ye o da; Kürtlere saldırı ile ırkçı faşist MHP oylarının da AK partiye kanalize edilmesi sağlanacak.

Olaya AK parti penceresinden bakıldığında onlara hak vermemek mümkün değil. 13 yıllık iktidarlarında yapılan yolsuzlukları, Suriye politikasıyla radikal dinci örgüt ve yapılarla ilişkileri, dolayısıyla bölge de yaşan vahşette ki rolleri, hukuk tanımamazlıkları kimseyle iktidarı paylaşmamalarını zorunlu kılıyor.

Bu konuları, bu vahşet tablosunu iktidar ortağı yapacakları ortaklarından kaçırmaları mümkün değildir. Cumhurbaşkanı da, başbakan da bu dehşet tablosunun tüm bu süreç boyunca başında yer almış aktörlerdir.

O nedenle değil iktidarı bırakma, iktidarı paylaşmayı bile düşünmemektedirler.

Tüm bunları halktan kaçırmanın ve iktidarda olmanın yolu savaştı onu da gerçekleştirdiler. Bu savaş yalınızca bu açıkladığım nedenlerle gerçekleştirildi.

Bu ülkenin çocukları bu anti-demokratik emel ve niyetler için ölüyor. Herkesin savaşa karşı çıkması ve sesini yükseltmesi bir yurtseverlik ve insanlık görevidir.

Kürtlerin demokratik haklarının gaspı, Kürtlerin öldürülmesi, baskı altına alınması hiçbir şekilde Türklere bir fayda sağlamaz. Kürtlerin başka ülkelerde bir hak ve statü edinmeleri de en tabii haklarıdır. Buna düşmanlıkta Türklere bir şey kazandırmaz. Asker polis ölümleri de kürde bir şey kazandırmaz. Bu acı ortak bir acıdır.

Bakın cumhurbaşkanı dün Rize de yaptığı açıklamada. Kendisinin fiiliyatta başkan olduğunu, yapılması gerekenin bu duruma uygun kanuni düzenlemelerin yapılması olduğunu söyledi.

Yani ben başkanım, beni hukuka uymaya çalışacağınıza, hukuku bana uydurmalısınız diyor. Daha önce başkanlık sistemini esas alan bir anayasa için 400 milletvekili isteyen Erdoğan, şimdi oluşan bu filli duruma uygun yasal düzenlemeleri herkesten istiyor. Ben fiilen başkanım kanunları bu realiteye göre düzenleyin diyor.

Doğrusu Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor. Ben seçimle de AK parti'nin iktidarın el değiştirmesine çok zor rıza gösterebileceğini düşünüyorum. Her sonuçta iktidar da kalmaya çalışacaklardır.

Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike budur. Bu konu da tüm demokrasi güçleri daha kararlı bir mücadele vermelidirler.

CHP iktidar ortağı olabileceğini düşünerek tüm bu yapılanlara sessiz kaldı.

Ama bundan sonra AK partiyle mücadele bir vatan savunması gibi ad edilmelidir.

Daha etkin daha kararlı bir tavır şarttır. Yapılması gereken demokrasiden, barıştan, insan haklarından, temel hak ve özgürlüklerden yani eşit, özgür, demokrat, barış içinde yaşanılabilir bir ülke, bölge ve dünya isteyen, tüm etnik, dini, sınıf, toplumsal katman ve bireylerin bu despotik tutuma karşı kararlı ve azimli bir mücadele yürütmeleridir.

Hiçbir şey çocuklarımızın ölümünden daha önemli değildir. Savaşa karşı kararlı ve azimli bir duruşla evlatlarımızın öldürülmesine ve halklarımız arasında oluşturulan fay hatlarının derinleşmesine ve Türkiye’nin de Suriyelileşmesine karşı tutum alalım. Tüm bu dramatik tabloyla hedeflenen diktatörlük emellerine karşı olmak bir insanlık görevidir.



Bu yazı 837 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



4 + 7 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI