Reklam
Bugun...
SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

Kürdistan'da son yıllara kadar Kürt halkı kendi temsilcilerini kendi özgür iradesiyle seçemiyordu. Birey iradesinin olmadığı bu geri toplumsal yapıda bireylerin iradesi yerine aşiret iradesi egemendi. Aday tespitinde adayların düşünce yapılarının yada temsil kabiliyetlerinin bir önemi yoktu. Tüm siyasi partiler adayın liyakatinden ziyade getirebileceği oyu esas alıyorlardı. Seçmende, adayın niteliği, düşüncesi, yeterliliği, temsil kabiliyeti gibi kriterleri esas almıyordu. Siyasi partinin de bir önemi yoktu. Yani siyasi partiyi değil adayın kendi aşiretinden olup olmadığına bakıyordu. Tek kriter buydu. Bu nedenle de her siyasi partinin bir yada birkaç aşireti vardı. Her seçimde üç aşağı beş yukarı kimlerin aday olacağı hatta listelerin ne şekilde oluşacağı belliydi. Bu geri toplumsal yapının başka bir boyutu daha vardı din istismarcıları. Aşiret mensubu olmayan bu kişiler aşiret reislerinin en büyük rakipleriydi. Ama bazı aşiret reisleri bu kişilerle birlikte davranıp şeyhle birlikte ipi göğüslüyorlardı. Mesela Kasım Küfrevi Ağrı’lı olmadığı halde şeyh kimliği ile 30 yıl Ağrı da parlamenterlik yaptı. Her seçimde rakipsizdi. Kendisiyle birlikte bazen bir bazen da iki aşiret reisini meclise taşıyabiliyordu. Aşiret şeyh işbirliğiyle böyle bir sonuç alınabiliyordu. 30 yıllık bir parlamenterlik sürecinden sonra kendisinden geriye Türkiye’nin en fakir ve en geri şehrini bıraktı. Tek faydası oyunu aldığı kişilere cenneti bahş ile, bol miktar da adları Kesim ve cesim olan kişiler bıraktı. Cesimde kardeşi ya da amcasının oğluydu. Bu şekilde seçilen insanların halkın taleplerini, çıkarlarını esas almaları ve halkı esas alan bir anlayışla halkı temsil etmeleri mümkün değildi. Bu şekilde seçilen çoğu cahil olan bu kişiler parlamento da fıkralara konu oluyorlardı. Çoğu önlerindeki metini dakikalarca okuyamıyor, gülüşmelere, alaya maruz kalıyorlardı. Türkçeyi de bilmeyen bu kişiler gerçekten trajikomik görüntüler sergiliyorlardı. Ama biz kürdüz de demiyorlardı. Bu kara tablo 1970 li yıllardan sonra gelişen sol ve kürt özgürlük hareketleri öğrenci ve işçi hareketleriyle ve daha sonra Kürt özgürlük mücadelesinin eğitici dönüştürücü dinamiğiyle delindi. 1968 den sonra gerek dünyada ve gerek Türkiye’de gelişen sol hareketler bu geri yapıyı zorladı. 12 eylül faşist rejiminden sonra gelişen kürt özgürlük mücadelesi toplumu ve toplumdaki bu geri değerleri hızla değiştirdi. Bu değişim kolay olmadı tabi büyük bedellerle sürdürülen bir direniş sonrası yani uzunca bir çatışma ve savaş sürecinden sonra bu yapıların ve yaklaşımların yerini özgür eşit, barışçı, çevreci ve yaşanılır bir dünya da Kürt halkının özgürlüğünü esas alan yani halkın gerçek temsilcileri almaya başladı. Özgürlük mücadelesinin yarattığı bu zeminde şimdi Kürt coğrafyasındaki milletvekillerinin büyük çoğunluğunu bu doğrultuda siyaset yapan BDP yada bundan sonra HDP alıyor alacak. Bu mücadele süreci yalnızca Kürtleri değiştirip dönüştürmekle kalmadı Kürt halkına inkarcı imhacı asimilasyoncu bir yaklaşımla yaklaşan tüm partileri kürdistan’dan sildi. Şu an kürdistanda sistem partilerinden 12 yıldır siyaset sahnesinde bulunun AK parti var. Kürt halkı Ak partiyi kemalist devlet ideolojisini taşımıyor. Bu nedenle kürtlere belki diğerleri gibi inkarcı imhacı bir yaklaşımla yaklaşmayacak, Kürt sorununu çözecek barışı sağlayacak diye kredi açtı. Ama bu 12 yıllık icraatında, çözüm konusunda oyalama haricinde kayda değer bir projesinin olmadığı da görüldü. özellikle kobani olayı bu partinin kürtlere bakışının diğerlerinden farklı olmadığını gözler önüne serdi. ve kürtler artık kurtuluşlarının kendi ellerinde olduğunun bilinciyle hareket ediyorlar. Kürtler birlik olduklarında, ulusal çıkar ve taleplerini esas aldıklarında özgürlüklerine ulaşabileceklerini gördüler. Gerek kobani de gerek güney Kürdistan’da eğer bu güçleri olmasaydı büyük katliamlara maruz kalacaklarını ve belki de haritadan silineceklerini gördüler. Bu zorlu süreçte AK partinin de sahibinin sesi olduğu görüldü. Kobanin işid yamyamlarının eline geçmesi için elinden gelini yaptı. Demek ki kurtuluşumuz elimizdedir. Kimseden özgürlük beklenemez. Bunu başarmanın yolu, birlikte oluşumuz, özgürlüğümüzü esas alan bir yaklaşımla bir güç teşkil etmemizden geçiyor. O eski geri, aşiretçi toplumsal yapı tarihe karıştı. Yukarı da anlattığım eski değerleri yeniden dirilterek kendilerini bir yerlere taşıma arayışına girmiş yıpranmış ben merkezci geri düşünceli inkar ve imhacı zihniyetin uşakları artık o geri değer ve söylemlerle kandıracağınız bir halk yok. O ölü halktan şimdi orta doğuyu ve dünyayı değiştirecek bir halk gerçekliği doğdu. Bu halk sizi ve menfaatinizi değil ülkesini, şehitlerini ve özgürlüğünü esas alıyor. Kendinize başka bir yer arayınız. Kürt halkının kaderinin belirleneceği böylesi önemli bir tarihi süreçte kendinizi o geri değerlerle meclise taşımanız imkansızdır. Kürdistan tarihinin en büyük yıkımını yaşadığı yıllarda mecliste yer alan ve o savaş hükümetinin beyinsiz bir neferi olarak görev yapanların bu halkın karşısına yeniden çıkmaları büyük bir edepsizliktir. Git edebinle evinde otur. Her seferinde halk nezdinde bitik bir parti ve o bitik kişiliğinle ortaya çıkıp şaklabanlık yapman en başta sana tahammül edenleri üzüyor.



Bu yazı 1549 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI