Reklam
Bugun...
SELAHATTİN DEMİRTAŞ’IN RUSYA GEZİSİ


KEMAL SÜPHANDAĞ
 
 

Türkiye Kürtlerin reddi, inkarı, asimilasyonu üzerine kurduğu resmi devlet ideolojisinin ırkçı, faşist karakteri gereği, 90 yıllık cumhuriyet döneminde sayısız katliam, sürgün ve zulüm uyguladı.

Kürtlerin en insani, en demokratik hak ve özgürlük talepleri tutuklamalarla, işkencelerle, katliamlarla bastırıldı. Haksız yere sürgüne göndermek istediği kişilerin bu haksız uygulamaya karşı geliştirdikleri direnişleri büyük katliamlarla bastırdı (Ağrı,zilan). Hatta, Dersim gibi hiçbir isyan emaresi olmayan bir coğrafyayı, ilerisi için tahdit oluşturabilirler anlayışıyla, büyük bir askeri operasyonla büyük yıkım ve kitlesel hatta gaz kullanarak gerçekleştirilen katliamlarla tarumar etti.

Emperyalistlerin Kürt coğrafyasını bölmelerine rıza gösterdi. Bununla da yetinmedi Lozan’dan sonra oluşan statükoya en çok sarılan ve tüm Kürt parçalarına düşmanlık eden bir devlet politikası benimsedi. Diğer Kürt parçalarında ki sömürgeci güçlerinde Kürtleri ezmeleri ve hiçbir demokratik taleplerini yerine getirmemeleri için büyük çaba gösterdi. Kim kürdü ezdiyse onunla dost oldu.

Ama bu zulüm siyasetinin ne kendilerine bir hayrı oldu, ne de Kürtler Türkleşti. Bu olamazdı. Ama bu insanlık dışı anlayışı tam 90 yıl sürdürdü.

Bu Kürt düşmanı anlayış, büyük yıkımlarla ve büyük can kayıplarıyla sürdü gitti. Son birkaç yıl önce AKP red, inkar ve asimilasyon anlayışının terk edildiğini ve barış süreciyle bu yaklaşıma son verileceğini açıkladı. Toplumda yıllardır süren ve bu savaşın nihayet barışla sonlanacağı konusunda bir beklenti oluştu.

Ama anlaştıkları,konuştukları konularda hükümet işi ağırdan alıyor, gerilla da bu ağırdan almaya karşı güvensizliğini belirterek çekilme işini askıya alıyordu. Hükümet müzakere edilen konularda adım atacağı yerde, daha önce savaş nedeniyle giremediği, yapamadığı, baraj(gerilla hareketliliğini engelleme amacıyla yapılan barajlar) karakol, kalekolların yapımına hız veriyordu.

Bu durum, Amacın çözüm değil, ateşkeslikten istifade ile ilerde ki bir savaşa ilişkin yapamadıkları bazı askeri projeleri gerçekleştirmek amacında olduklarını gösteriyordu. İŞİD’in kobaniyi işgale yönelmesi tam bir kırılma noktası oldu. R.T. açık bir şekilde Kobani karşıtı bir tutum aldı.

Bu zaten çüzüm süreci konusunda tereddütlü olan Kürtlerin güvenini iyice sarstı. İŞİD Kobani’ye büyük bir vahşetle saldırıyor, R.T. Kobani’ye yardım gönderilmesine imkân vermiyordu. ABD’nin havadan yaptığı yardımlara bile muhalefet ediyor. Orda halk yok iki terörist gurup var diyordu.

Ama yine de Kürtler nezdinde büyük itibar ve güven kaybetmesine rağmen 28 Şubat 2015 tarihinde Dolmabahçe’de yapılan basın açıklamasıyla çözüm sürecinde gelinen son aşama kamuoyuna deklere edildi. Yeniden bir umuttu o. Ama çok geçmeden R.T. bu açıklamanın yanlış olduğunu, Kürtlerin her tür hakkının tanındığını açıkladı ve masayı devirdi.

O günden sonra tablo değişti. 7 haziran seçimleriyle de Kürtler onun başkanlık emellerine son verince açıkça sürecin bittiğini söyledi. İŞİD’in Suruç katliamı ve sonrasın da ki gelişmeler de bu gidişatta yeni bir ivme kazandırdı ve savaş yeniden başladı.

7 kasım seçimlerinden sonra da Türkiye Kürt yerleşim birimlerine sayısı on binlerle ifade edilen büyük bir askeri güç ve tank, top, helikopter gibi büyük silahlarla operasyonlar düzenliyor. Günlerdir büyük yıkım, ölüm, sürgün ve açılıkla bu kentlerde yaşayan halk bu baskı ve zulme karşı ölümüne bir direniş sergiliyor.

Hal böyle iken Selahattin Demirtaş’ın Çarşamba günü Rusya’ya gideceğinin açıklanması gündeme bomba gibi düştü. Davutoğlu, bu seyahatti ihanet olarak değerlendirdi.

Türkiye Suriye’de Kürt kazanımlarına karşı dünyada ki tek güçken, Kürtlere karşı Türkiye’de açıkça bir savaş yürütüyorken, Türkiye’nin bu Kürt düşmanı siyasetine karşı olan güçlerle Kürtler neden ilişkilenmesin? Rusya; Türkiye’nin; Suudi gericileri ve Katar’la; Irak Ve Suriye de sunni radikal şeriatçı bir sistem oluşturmak istediklerinin bilincinde ve o nedenle Türkiye’nin ılımlı muhalefet olarak tanımladığı ama aslında İŞİD yamyamlarından hiçbir farkı olmayan bu unsurlarla savaşıyor.

Türkiye Suriye de tek demokrat, laik, evrensel hukuk ve insan haklarına saygılı güç olan Kürtleri düşman görüyorken, Rusya ve koalisyon güçleri; Kürtleri en temel müttefik olarak görüyor. O halde neden Kürtler Rusya ile ilişkilenmesin? Türkiye dün düşman olduğu İsrail’le bu gün barışabiliyor, dün dost olduğu Rusya ile bu gün düşman olabiliyor da Kürtler neden olmasın.

Bu ilişkilerinde belirleyici olan ulusal çıkarlarıdır. Bunu açıkça da ifade ediyorlar. Peki, Türkiye için milli çıkarları esastır da, Kürtler için hayatları, özgürlükleri neden esas olmasın? Türkiye hem Irak’ta hem de Suriye de kaybetti. Tüm dünya onun ırkçı, sunni radikal İslamcı hesaplarının bilincindedir.

Ayrıca tüm dünya ve insanlık için büyük bir tehdit olan Suriye de ve ırakta ki gerici yamyamlarla savaşan tek güç olan kürtlere de düşmandır. Türkiye Kürt karşıtı tutumuyla aslında ne kadar inkâr ederse etsin İŞİD ya da ondan zihniyet olarak hiçbir farkı olmayan sözüm ona ılımlı muhalefet dediği güçleri desteklemektedir. Bu nedenle Türkiye'nin ırak ve Suriye ile ilişkileri kesilmezse, bu ülkelerde ve Orta doğu da, barışın tesisi ve İŞİD tehdidiyle baş etmenin mümkün olamayacağı gün gibi açıktır.

Her yerde Kürtlere düşmanlığı esas alan bir yaklaşımda olan siyasi iktidar. Biz Kürtlere düşmanlığımızı sürdürelim, operasyonlarla, sokağa çıkma yasaklarıyla, öldürmelerle onlara hayatı zindan edelim ama onlar yinede bizim yaptığımız zulme karşı çıkanlarla görüşmesinler. bizim kendilerine yaptığımız bu zulmü benimsesinler alkışlasınlar. kendilerini bu zulme müstahak görsünler istiyorlar. Ama Kürt artık eski Kürt değil, dünya ve kendi gerçeklerine kör değil. olup biteni görüyor ve haksızlıkları kabul etmiyor.

Yani Kürtler artık kasabın önünde kesilme sırasını bekleyen kurbanlık koyunlar değiller. onlarda, Özgürlüklerini, geleceklerini, kendilerinin ve bölgenin barışını, huzurunu esas alarak ilişkilerini belirliyorlar, belirleyecekler. Kasaplarının çıkarı değil, kendi çıkarları önemlidir onlar için de. Bu gün orta doğuya en doğru yaklaşımı Rusya gösteriyor bu nedenle de Rusya veya başka bir çözüm gücüyle ilişkilenmeleri ve yanlış gidişe karşı, yanlış ırkçı gerici hesaplara karşı bir tutum içinde olmaları haklarıdır ve doğru tutumda budur. Bu seyahatta bu nedenle her ne kadar önceden planlanmışta olsa, çok önemlidir.

Kürtler artık ortadoğunun yeniden dizaynında nesne değil öznedir. kürde hor, hakir ve üstten yaklaşanlar kaybedecek. onları red, inkar ve imha anlayışıyla yönetmeye çalışan anlayışlar bir bir tasfiye oluyor,olacak. Türkiye de bu ırkçı, gerici, redçi, anlayıştan vazgeçer halkların eşitliği ve kardeşliği temelinde bir yaklaşım benimserse sorun çözülecek, tersini yaparsa herkes kaybedecek. Bu işin başka yolu da yok.

Bu kez mazlumlar kazanacak



Bu yazı 1106 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 5 =

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI